10 Temmuz 2015 Cuma

PUF PASTA ...






Puf Pasta Tarifi İçin Malzemeler :

Keki İçin:
  • 4 yumurta,
  • 2 su bardağı şeker,
  • 2 çorba kaşığı kakao,
  • 1 su bardağı süt,
  • 1 su bardağı sıvı yağ,
  • 2 su bardağı un,
  • kabartma tozu,
  • vanilya.
Kreması İçin:
  • 75 gr. tereyağı,
  • yarım su bardağı un,
  • yarım kaşık nişasta,
  • 1 su bardağından biraz eksik şeker,
  • 1 paket vanilin,
  • yarım litre süt.
Ayrıca:
  • muz
  • soğuk süt

Puf Pasta Yapılışı

Öncelikle kek malzemelerini bir kabın içerisinde karıştıralım ve kek hamurunu hazırlayıp 175 derece fırında pişirelim.
Kek pişerken biz kremayı hazırlamaya başlayalım. Bunun için;
Margarini, unu ve nişastayı, unun kokusu gidene kadar kavuralım.
Kalan diğer malzemeleri ekleyip kremayı kıvamına gelene kadar karıştıralım ve soğumaya bırakalım.
Keki pişirdikten sonra hafifçe soğutup çay bardağıyla keselim.
Artan kısımları blendırla ufalayıp geniş bir kaseye alalım.
Kestiğimiz kek dairelerinden birini alalım ve soğuk süte batıralım.
Üzerine muz dilimi ve onun üzerine 1 kaşık krema koyalım.
Hazırladığımız pastaları ufalanmış keklerin bulunduğu kasenin içine yerleştirelim ve kremanın etrafını elimizle bastırıp kek parçalarıyla kaplayalım.
Elimize alıp avucumuzla biraz daha düzeltelim. Aynı işlemi tüm diğer kek daireleri için tekrarlayalım.üzerine Hindistan cevizi ekleyelim.
Nefis puf pastamız servise hazır.


 
 





 
 
 
                                                               afiyet olsun :)


SÜTLAÇ ...

 
 
 

Sütlaç Tarifi

Bu tarifimizde sizlere sütlü tatlı tariflerinden sütlaç tarifi ‘ni anlatacağım. Sütlaç isim kökü olarak sütlü aş kelimesinden gelmekte olup, özünde Rumeli tatlısıdır. Bizim mutfağımızın da en önemli sütlü tatlılarından biri olan sütlaç; pirinç, süt ve şeker gibi ana malzemelerden yapılmaktadır. Ayrıca fırın sütlaç çeşidi de bulunmaktadır. Servis yaparken de genelde üzerine tarçın serpiştirilir.
Denediğinizde pişman olmayacağınız bir tarif. Denenmiş ve ölçüsünde bir sütlaç tarifi. Şimdiden afiyet olsun. Verdiğimiz malzemelerden yaklaşık 6 büyük boy kase sütlaç çıkacaktır.

Sütlaç malzemeleri

  • 1 litre süt (süt soğuk olmalı)
  • 1.5 çay bardağı pirinç
  • 1 litre su
  • 2 yemek kaşığı pirinç unu
  • 2 su bardağı toz şeker (damak tadına göre 1 ya da 1.5 su bardağı kullanılabilir)

Sütlaç Tarifi

Sütlaç için önce pirincimizi yıkıyoruz ve tencereye alıyoruz. Üzerine suyu da ekleyerek ocağın altını açıyoruz. Pirinçler suyunu bırakıp, ardından çekene kadar pişiriyoruz ve pirinçler suyunu çekince sütü ekleyip kaynayana kadar pişiriyoruz. Siz de bu arada pirinç ununu 1 su bardağı kadar soğuk su ile karıştırarak ezin. Tenceredeki süt kaynayınca tenceredeki karışımdan 1-2 kepçe alıp ılık pirinç unu karşımına ekleyin ve karıştırıp tekrar tencereye dökün. Bu şekilde 10 dakika kadar pişirmeye devam edin.
Son olarak toz şekeri de ekleyerek karıştırın ve çok olmayacak şekilde (1-2 taşım yeterlidir) kaynatın. Ocağın altını kapatıp hazırladığınız sütlacı kaselere paylaştırın. Soğuduğunda ister buzdolabına alın isterseniz de direk servis yapın. Damak zevkine göre tarçın serperek servise sunabilirsiniz.
 
 
 
 

Sütlaç notları;

Sütlaç tarifini yaparken sütün soğuk olmasına dikkat etmeyi unutmayın. Sütlaç yapmanın püf noktalarından en önemlisi sütünüzün soğuk olmasıdır.
Sıcak günlere denk gelen Ramazan ayında iftar sofralarına en uygun tatlılardan birisi de sütlaç. Hafif olmasının yanısıra lezzetli de olan bu tarifimizi gönül rahatlığıyla deneyebilirsiniz. Ramazanda tadına bakamadığımız için herhangi bir endişe duymanıza gerek yok, tarifimizi birebir deneyebilirsiniz.
                                           
                                                                   AFİYET OLSUN :)
 
                                                          
                                                
 

30 Haziran 2015 Salı

MEYVELİ BUZ KÜPLERİ :)


YAZ İÇECEKLERİNİZ İÇİN HARİKA MEYVELİ BUZLAR YAPMAYA NE DERSİNİZ?



Buzdolabımızın dondurucu bölmesinde her zaman buzlukta buzumuz bulunur..Olur ya lazım olur, kolanın, limonatanın içine yada soğuk bir su için her zaman buz kullanırız.
Ama artık buz kalıplarını da sıra dışı yaparak ağız tadı ve gözlerimiz için ziyafet çekebiliriz.Buz kalıbının aromasını tamamen siz seçebilirsiniz. Nasıl göründüğüne ve tadına hazırladığınız oranlarla siz belirleyeceksiniz. Yazın sıcakları bastırıyor, hararet bastırdığında buz kalıpları bizi serinletmeye yetmeyebilir ama süslü halleri ile en azından gözlerimize ziyafet çektirirler.
Buz kalıpları içecekler içinde  çok şık duruyor bir ara şekilli buz kalıpları çok modaydı şimdi yenebilir çiçekli, meyveli limon dilimli buz küpleri ve dondurulmuş meyve püreleri var.

Büyük boy buz kalıplarının içine sevdiğiniz meyve suyundan bir miktar doldurun. Bunu dondurduktan sonra başka bir meyve suyu dokün ve bunuda dondurun. Bu işlemi kalıplar dolana kadar tekrarlayın. Böylece rengarenk ve lezzetli buzlar elde edeceksiniz.
İsterseniz buz kalıplarının içine meyve parçacıkları ilave edebilirsiniz. Meyve parçacıkları buzlar erirken içeceğinize harika bir tat verecektir. Limonatanız için nane ve limon parçacıkları, sütünüz için çilek ve yaban mersini kullanabilirsiniz.
 


 
 
















Menekşe ve gül yaprağı en bilinen yenilebilir meyve çiçekleri papatya da yenilebilir ama tadı pek hoş değildir :) Zaten  gül ve minik goncalar buz küplerinde çok şık duruyor yapılması gereken sadece buz küplerine su doldururken yaprak ya da çiçekleri eklemek

 

 

                                                   
                                                             en önemlisi içine sevgi koymayı unutmayın  :)


28 Haziran 2015 Pazar

TAVUKLU MANTARLI KREP..

BU LEZZETE BAYILIYORUM...

benim çok sevdiğim lezzetlerden ..konuklarınızada gönül rahatlığı ile sunabileceğiniz bir menü..
bir kişinin rahatça doyabileceği ,yapması gayet basit...



KREP İÇİN MALZEMELER

1 su bardağı süt
1 su bardağı un
1\2 (yarım su bardağı) su
1 çay kaşığı tuz
2 yumurta

YAPILIŞI
malzemelerin hepsini karıştırıp çırpalım,karışım çıvık oluyor...margarinle hafif yağladığımız tavaya bir kepçe karışımdan dökelim iki yüzünü orta ateşte pişirelim.bu ölçüdeki karışımdan ortalama 5-6 krep çıkıyor,kişi sayınıza göre iki katı karışım hazırlayabilirsiniz.

İÇ HARCI MALZEMELERİ

tavuk göğsü(5 kişilik için 1,5 tavuk göğsü yetiyor)
mantar (6 tane orta boy)
1 paket krema(kreması bol sevenler için hepsini koyabilirsiniz yada 4\2-4\3 şeklinde isteğe göre)
1 tatlı kaşığı fesleğen(miktarını isteğe görede ayarlayabilirsiniz)
yarım çay bardağı sıvı yağ
tuz

ÜZERİ İÇİN
rendelenmiş kaşar peyniri

YAPILIŞI
tavuğu fındık büyüklüğünde küp küp doğrayıp ocakta sade şekilde orta ateşte içine yarım çay bardağı su ekleyerek pişirelim.daha sonra ince şekilde halka halka doğradığımız mantarları ekleyerek mantarlarıda pişirelim.suyunu çektikten sonra sıvı yağı ekleyelim 5 dakika daha pişirelim. tavuk ve mantarlarda piştikten sonra kremayı ,tuzu ve fesleğeni ekleyerek  5-6 dakika daha pişirelim.pişirme kağıdı serdiğimiz fırın tepsimize krepleri serelim.yarım daire olacak şekilde tavuk harcını krepin içine koyalım.yarım daire şeklinde krepin iç uç kısmına açılmaması için rendelemiş olduğumuz kaşardan hafifçe yayalım.daha sonra üzerine rendelenmiş kaşar serpelim.kaşarın erimesi için 160 derecede ısıttığımız fırına sürelim.kaşarın eridiğini görünce çıkarabiliriz.sıcak servis yapalım..

sunum yaparken yanına patates kızartması ve mevsim yeşilliklerinden salata harika gidiyor..
mayonez ve ketçap ile yemek ayrı bir güzel..tabi benim için :) afiyet olsun


 



18 Ocak 2015 Pazar

SİHİRLİ TOPLAR

HARİKA BİR LEZZET...BAŞLAYALIM MI  :)


 
MALZEMELER
hazır yada evde yapılmış kakaolu kek
bitter çikolata
 krema
ceviz-kuru üzüm
Hindistan cevizi-renkli şekerleme
 
YAPILIŞI: kakaolu keki iyice ufalayalım,1 paket kremanın içine 1 paket bitter çikolatayı koyarak ocakta eritelim,isteğe bağlı dövülmüş ceviz-kuru üzüm tüm malzemeleri karıştıralım ve iyice yoğuralım.hamur cıvık olabilir buzdolabında bir süre bekletince sert kıvam alıyor.sonra resimdeki gibi küçük toplar yapıp Hindistan cevizine,şekerlemeye batıralım.yine isteğe bağlı içine 1 tatlı kaşığı kahvede koyabiliriz.hamur çok cıvık olursa kakaolu bisküvi ilave edebiliriz.afiyet olsun :)
 

 
 

12 Ocak 2015 Pazartesi

BU KARLI,SOĞUK GÜNLERDE AÇ KALAN KUŞLARI DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

KUŞLAR İÇİN YEMLİK YAPMAYA NE DERSİNİZ...

havaların karlı,buzlu olduğu şu günlerde kapımız,penceremiz kapalı iken onları görmemiz pek mümkün değil ama onlar bi yerlerde saklanmış,aç bekliyorlar..çünkü toprak kar ve buz ile örtülü..onların yiyecek bulması pek güç..şimdi birlikte onlar için yemlik yapmaya ne dersiniz?çok basit,zahmetsiz,ucuz ..israf ettiğimiz ekmekleri değerlendirme vakti...

kapalı balkonları olanlar için süper bir fikir..önce 5 lt bir pet şişeyi alıyoruz..

 
ve onu  kesiyoruz..


kestiğimiz yerin karşı tarafına resimde görüldüğü gibi delikler açıp,balkon demirlerine bağlamak için tel geçirelim..

 
kestiğimiz yerin kuşların konacağı kısmına,kuşların ayakları kesilmesin,acımasın diye kağıt veya karton kesip görüldüğü gibi yapıştıralım. ve yemliğimiz hazır :)


 
balkon demirimize bağlayabiliriz..
 

 
ve göreceksiniz ki bir çok kuş saklandıkları yerden pencerenize misafir olacak..
 


 





 
çokta meraklılar :)
 


                                                       onları izlemek öyle keyif verici ki..
balkon demirlerine astığınız çiçekliklerinizi yazın saksı,kışın yemlik olarakta kullanabilirsiniz..



                         
                                       kim bilir günün birinde bende bir kuş olur konarım camınıza ..



23 Kasım 2014 Pazar

GÖZYAŞI ÇEŞMESİ :((


GÖZYAŞI ÇEŞMESİ :Her şey Kırım Hanı Kırım Giray Han’ın haremine yeni getirilen Dilara Bikeç /Maria Potocka) adında “Leh” asıllı genç bir cariyeye görür görmez âşık olmasıyla başlar.
Maria, Kırım Hanının aşkına karşılık veremeden hastalanır, günden güne eriyip biter ve çok geçmeden vefat eder. Bir rivayete göre haremindeki diğer kadınların bu büyük aşkı kıskandıkları için Dilara/Maria’yı zehirledikleri  iddia edilir. Bir diğer rivayete göre ise Maria’ya aşık olan Giray Han, haremindeki gözdesi Zarema’yı ikinci plana itmiştir. Kıskançlık yüzünden Zarema Dilara/Maria’yı öldürür. Bunu duyan Giray Han da Zarema’yı öldürür.
Giray Han öylesine üzülür ve kederlenir ki Dilara/Maria’ya olan aşkını ölümsüzleştirmek  için bir eser yaptırmak ister. En iyi heykeltraşlarına ağlayan bir heykel yapmalarını emreder. Kırımlı/Bahçesaraylı bir taş ustası ise bunun yerine birçeşme yapmayı önerir. Bir rivayete göre ise İranlı sufi mimar ve ressam Ömer bu amaçla Kırım’a çağrılır.
Giray Han ustaya “Bana öyle bir eser yap ki kederimi dünya bilsin!” “Dünya durdukça bu çeşme de benim gibi ağlasın” der. Usta da, mermere acıyı ve yası ölümsüzleştiren bu keder abidesini oyar. Böylece şiirlere konu olan ve dillere destan bu çeşme ortaya çıkar.1764. 
Çeşmenin üstündeki desenler ve süslerin anlamları da çeşmenin yapılış hikâyesini destekler mahiyettedir :
çeşme
Çeşmenin kurnasında yer alan mermerden yapılmış lotus çiçeği/gonca, gözyaşlarıyla dolu bir göz anlamına gelmektedir. Suyun bu ilk damladığı lotus simgesinin üzerinde “gül” koyulacak bir yer bulunuyor. Ünlü şair Puşkin: oraya: iki aşığı simgelemesi için 2 gül koymuş ve bu gelenek haline gelmiştir.
Gözyaşlarını ifade eden kalp gözü (üstteki büyük kurna) keder ve hüzünle doludur.“Gözyaşı Çeşmesi”nin üst kısmından gözyaşları akarak ilk kurnayı “keder”le doldurur. Yani: acının, kalbe balyoz gibi indiği betimleniyor.
Buradan taşan damlalar çift küçük kurnaya akmaya başlar. Yani “zaman acıları hafifletir”.
Ama çift kurnalar dolunca taşar ve bu kez tekrar ortadaki büyük kurnayı doldurmaya başlar. Yani hatıralar zihinde canlanmakta ve acılar tekrar başlamaktadır.
Buradan taşan su en alttaki delikten çıkar ve zemindeki spiralin (çark-ı felek) üzerinden geçerek yer altında kaybolur. Yani “hayat böyle devam eder gider” Zemindeki spiralkısma baktığınızda bir sonsuzluk duygusuyla yüzleşirsiniz. Bu arada: çeşmenin suyunun nereden geldiğinin bilinmediği de söylenmekte…
Çeşme öyle bir özelliğe sahiptir ki oluklarından önündeki mermer havuza sızan su, adeta bir insanın gözyaşı gibi akar. Akustiği öğle ayarlanmıştır ki, su damlalarının akışı sırasında ağlama ve hıçkırık sesleri oluşur. Çeşmenin bu halini görenler ister istemez hüzünlenir ve bir aşkın nağmelerini hatırlarlar.
Rus Çariçesi II. Yekaterina‘nın direktifiyle çeşmenin yeri değiştirilip bugünkü yerine konunca Gözyaşı Çeşmesinin de orijinalliği bozulmuştur.
Çeşme, iki yazıyla süslenmiştir:
Üstteki yazı, Kırım Hanı Giray’ı yücelten şair Şeyhiy’in şiiridir:
Allah’a şan olsun! Güldü yine Bahçesaray’ın yüzü: 
Düzenlendi akıllıca Büyük Kırım Hanı’nın lütfu. 
Çevresine su verdi, sürekli gayreti sayesinde,
Ve isterse Allah, yapar daha iyi şeyler bile.
Buldu keskin zekasıyla suyu ve düzenledi güzel bir çeşme. 
Kim denemek isterse, çıkar su oradan ve görür şunu:
Şam’ı da gördük Bağdat’ı da (ve) görmedik onun benzerini hiç!
Her susayana okur Şeyhi, bu çeşmenin ağzından şu sözleri:
Gelin ve için şifalı kaynağın en saf suyunu!
Alttaki yazı ise, Kuran’ın 76. Suresi’nin şu 18. ayetini aktarmaktadır:
( Doğru kimselerin, cennette, su içecekleri ) Bir pınar ki orada “selsebil” olarak adlandırılır.

Gözyaşı Çeşmesi, (Bahçesaray Taş Çeşmesi) Hansaray’da en meşhur yerlerin başında gelmektedir. 
Böylesine ilginç bir yapılış hikâyesi olan çeşme, tarihe bıraktığı izler ve anılarıyla ziyaretçi-lerini derinden etkilemiş ve selsebilin ününün tüm dünyaya yayılmasını sağlamıştır.
Bir aşk anıtı olarak bu küçük çeşmecik en az “Tac Mahal” kadar özel bir anlama sahiptir. Kimi âşıklar bu çeşmeyi gördüklerinde umutsuz aşklarını hatırla-makta ve Giray Han’ın yüreğini şad etmektedir. Çeşme yapıldığı tarihten beri bu özelliği ile bilinmekte ve su haznesine konan ve her gün tazelenen sarı ve kırmızı güller, birbirine âşık bu iki insanı simgelemektedir. Kırmızı güller ölümsüz aşkı anlatırken, sarı güller ayrılık ve kederden dem vurmaktadır.
puskinÜnlü Rus şair Puşkin, 1822 yılında Hansaray’a sürgün olarak gelmiş ve bu çeşmenin hikâyesinden çok etkilenmişti. Kendisi de çaresiz bir aşkın acısını yaşıyordu. Puşkin, bir gün  fırtınalı bir havada Moskovasokaklarında gezerken on altı yaşındaki Natalya’yı tanır. Ama bir türlü yolları kesişemez Natalya’yla.Natalya, Puşkin yerine Fransa’da eğitim görmüş bir subayı tercih eder. Ve şairin bu subayla karşılaşması tam anlamıyla bir trajediye dönüşür. Puşkin’in kalem tutmaya alışkın narin elleri silah kullanmayı pek beceremez. Hasmıyla yaptığı düelloda büyük şair hayatını kaybeder…
Sürgün günleri ve kendi çaresiz aşkının etkisiyle “Bahçesarayskiy Fontan-Bahçesaray Çeşmesi” şiirini bu yüzden kaleme almıştı. 1824 Bu şiir o dönemde çok büyük bir yankı uyandırmış ve insanlar çeşmenin hikâyesini daha çok merak etmişlerdir.Bahçesaray Sersebili de denen bu metin, Giray Han’ı öven ve hüzünlü aşkını anlatan muhteşem bir şiirdir.
Osmanlı-Kırım Harbi yıllarında Rus Orduları burayı istila ettiklerinde, bu şiirden ve Puşkin’e duydukları saygıdan dolayı Kırım’ın tamamında Türkçe (Kırım Tatarca)isimleri Rusça ve Yunanca uydurma isimlerle değiştiren Çarlık idaresiBahçesarayisminin değiştirilmesine cesaret edemez ve de bu çeşmeye dokunmaz. Bu popülariteHansaray‘ın da daha fazla tahrip edilmesini önler. Şimdi bu minnettarlığın bir göstergesi olarak Gözyaşı Çeşmesi‘nin yanı başında Puşkin‘in de bir büstü yer almaktadır.
Premier Exif JPEG
Gözyaşı Çeşmesi :
Onı şay tez mezarına ne kirsetti?
Bu ümitsiz esirliknin kaygısı mı?
Hastalık mı, yoksa diğer bir illet mi?
Kim bile? O bu dünyanı tez terk etti.
Han sarayı titislenip, boşap kaldı;
Kırım-Giray kene ketti onı taşlap;
Tümen-tümen askerinen yat illerge,
Yat illerge yolga çıktı sefer başlap.
O kene de kasırgalı soguşlarda
Küskünlenip, kanga suvsap at oynata,
Lakin hannın yureginde başka türlü
Duygularnın alevleri gizli yata.
O ekseri kızgınlaşkan uruşlarda
Kılıçını birden siltep, tars toktala
Pek çok vakıt şaytıp taşday katıp kala,
Çevresine şaşkın-şaşkın bakıp tura.
Bir şeyden korkkan kibi benzi ata,
Öz başına söylene ve ara sıra
Köz yaşını toktamadan akıttıra.
Aleksander Sergeyeviç Puşkin
***********************************
Gözyaşı Çeşmesi
Ah! onu yaşarken mezarına ne koydu?
Bu ümitsiz esirliğin kaygısı mı ne…
Hastalık mı, yoksa diğer bir keder mi?
Kim bile? O bu dünyayı tez terk etti.
Hansarayı hüzünlenip, bomboş kaldı;
Kırım-Giray yine gitti onu bırakıp;
Tümen tümen askerleriyle yad illere,
Yad illere yola çıktı sefer başlatıp yine.
 O yine de şiddetli, kasırga savaşlarda
Küskün bir şekilde at oynatmakta idi,
Lakin hanın yüreğinde başka türlü
Duyguların gizlice alevleri yanmakta.
Çevresine şaşkın şaşkın bakmakta;
Bir şeyden korkar gibi benzi atarken,
Kendi başına söylenir ve ara sıra
Gözyaşını durmadan akıtmakta…
 Ah aşk çeşmesi, ah hüzün çeşmesi;
Dinlerdim taş dudaklarından hikâyesini
Ah uzaktır, acı ve mutluluğun parçaları,
Fakat Maria’dan hiçbir söz çıkmadı…
Aleksander Sergeyeviç Puşkin
 (Çeviren: Beyaz Arif Akbaş)
Çeşme, daha sonraları Boris Asafyevin aynı adlı bale eserine de ilham kaynağı olmuştur. Bu şiir daha sonra Boris Asafyev‘in müziği ve Nikolai Volkov‘un librettosu ve Rostislav Zakharov‘un koreografisiyle 1934‘te Moskova’da baleye uyarlandı. Türkiye’de ise ilk kez 1979‘da Ankara Devlet Opera ve Balesitarafından oynandı.
Adına çeşmeler yapılan, şiirler yazılan Dilara Bikeç’in türbesi Bahçesaray’daHansaray‘ın duvarına bitişiktir. Bazı kaynaklarda Gözyaşı Çeşmesi’nin türbenin duvarına bitişik olarak yapıldığı da belirtilmektedir.
Çeşmeyi gidip de görmek  isteyenler olacaktır mutlaka…Ama gidemeyecek olanlar için de güzel bir haberimiz var…Onlara Eskişehir Kırım Tatar Kültür Evi‘nde bu çeşmenin bire bir kopyasının bulunuyor…Bilginize…
 çeşeeeme

“BAHÇESARAY” SARAYININ ÇEŞMESİNE

Aşk fıskiyesi, ölümsüz çeşme!
Sana armağan olarak iki gül getirdim.
Seviyorum bitimsiz konuşmanı
Ve şiirsel gözyaşlarını senin.
Çiseyen gümüşsü tozların
Serin çiğlerle kaplıyor beni :
Ak, ak durmaksızın sevinçli pınar!
Anlat, anlat bana bildiklerini…
Aşk fıskiyesi, kederli çeşme!
Okudum ben de mermerinde senin
Uzak bir ülkenin övgüsünü;
Fakat Mariya’dan söz etmedin…
Ey, solgun yıldızı haremin!
Burada mı unutuldun yoksa?
Yoksa sadece mutlu düşler miydi
Mariya ve Zarema*
Ya da sadece imgelemin uykusu mu
Tenha bir alacakaranlıkta resimledi
Kendi bir anlık sanrılarını,
Ruhumun bir anlık idealini?


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...