13 Mayıs 2016 Cuma

İSTANBUL GEZİSİ 1.GÜN/1.BÖLÜM

                                                           

                                                             İSTANBUL 1.GÜN

SULTANAHMET MEYDANI


Sabah erken kalkarak  kahvaltımızı yol üstündeki bir pastanede yapıp tramvay ile etrafı izleye izleye Sultanahmet Meydanına gittik..


tramvaydan ininice karşımızda Sultanahmet Meydanı nın büyülü görüntüsü ve gökyüzüne doğru uzanan Sultanahmet Camii nin o heybetli duruşu hemen anı ölümsüzleştir diyor :)


hemen kendimizi meydana atıyoruz..yüzümüzü nereye çevirsek tarih ,nereye baksak huzur,hayranlık ve buram buram büyülü İstanbul..bu yayınımda bol bol resim paylaşacağın eee bu defa fotografçım iki tane olunca banada bol bol poz vermek düştü..tabi Ramazan ın bu konuda biraz uzmanlaşması gerekiyor :))Zafer sayemde ustalaştı :)''canım hadi çek ,canım bidaha çek,canım burdada çek ''diye diye olacağı buydu :)benden ustalık belgesini aldı :))


meydanda renkli kıyafetleri,kocaman kanatları,ilginç görüntüleri olan iki uzun bacaklı akrobat güzel bir müzük eşliğinde dans ederek meydana farklı bir hava katıyordu..Tuana nın çok hoşuna gitti ve tabi bizimde ve etrafta olan herkesin..




Meydana doğru indiğimizde karşımıza ilk çıkan tabiki


ALMAN ÇEŞMESİ


Sultanahmet Meydanı'nda, Sultan 1. Ahmed Türbesi'nin karşısındadır. Alman İmparatoru 2. Wilhelm'in 1898 yılında İstanbul'a gelişinin ikinci yıldönümü hatırasına ithaf edilen bu çeşme Almanya'da inşa edilmiş ve 1900 yılında parçalar halinde İstanbul'a getirilerek bugünkü yerine kurulmuştur.

Çeşme, sekiz yeşil mermer sütun üzerine oturtulmuş, sekiz kenarlı bir kubbeye sahiptir. Kubbenin içi ise mozaikle kaplıdır. Klasik Osmanlı çeşme mimarisinden oldukça farklı bir stile sahip olan Alman. Çeşmesi Sultanahmet Meydanı'nın görülmeye değer anıtsal yapılanndan biridir.

AYRINTILARI Alman Çeşmesi sekizgen planlı olup, yüksek bir taban üzerine oturtulmuştur. Su haznesinin üzerine de sekiz sütunun taşıdığı bir kubbe yerleştirilmiştir. Sütunları birbirine bağlayan kemerlerin arasındaki pandandiflere, daireler halinde birer madalyon konulmuştur. Bunlardan dördünün içerisine, yeşil zemine Sultan 2. Abdülhamid'in tuğrası, diğer dördüne de Prusya mavisi üzerine İmparator Wilheim'in simgesi olan "W" yerleştirilmiştir. Ayrıca, "W" harfi üzerine bir de ‘2’ sayısı konulmuştur.

Kubbeyi taşıyan sütunlar ile su haznesinin bulunduğu renkli taş geometrik motifli zemin, bir platform şekline sokulmuştur. Kenarlara da şimdiye kadar bir başka örnekte rastlanmayan mermer oyma kanepeler yerleştirilmiştir. Su haznesi silindirik bir taban üzerine kubbemsi bir kapakla örtülmüş, tunç döküm çemberlerle kuşatılmıştır. Ne yazık ki, bu çemberler sonraki yıllarda yerlerinden sökülerek çalınmıştır. Alman Çeşmesi'nin en görkemli yeri koyu yeşil renkte somaki kolonların taşıdığı yeşil renkli kubbesidir. Mozaik tekniğinde, altın mozaiklerle kaplı kubbenin ortasında iç içe geçmiş yuvarlak motiflerin oluşturduğu, çok renkli bir göbek yapılmıştır.

Çeşmenin tunç kitabesinde Almanca şu sözler okunmaktadır:
"Wilhelm II deutscher Kaiser stiftete diesen Brunnen in dark baren Erinnerung ain seinen Besuch bei seinet majestat dem Kaiser der Osmanen Abclul-Hamid II im Herbst des Jan-res 1898."
(Alman Kaiser'i Wilhelm II 1898 yılı sonbaharında Osmanlı hükümdarı haşmetlü Abdülhamid II nezdinde ziyaretinin şükran hatırası olarak bu çeşmeyi yaptırdı.)

Çeşmedeki Osmanlı kitabesi
Bunun yanı sıra çeşmede bir Osmanlıların kitabesi yer almaktadır. Osmanlı Seraskerlik Dairesi'nden, aynı zamanda edebiyatçı olan Ahmet Muhtar Paşa'nın beytini İzzet Efendi de sülüs yazıyla yazmıştır:

Hazreti Abdülhamid Hanın muhibbi halisi
Ziveri eklili haşmet, kayser alitebir

Yani alman imparatoru hükümdarı güzi
Hazreti Wilhelmi Sani, kamuranı nizigar

Padisahı ali Osmani ziyaret kasdidüb
Mahdemiyle eyledi Istanbulu pirayedar

Bu mülakatı muhabbet perveri tezkar icün
"Eyledi bu ceşmesarı saha piray-i karar

Sübesü cari olan abı safa teşkil eder
Abi safii müsafata misali abdar

Vakfagiri hayret eyler ceşmi ehli dikkati
Tarzi inşaasındaki hissi bedii zernigar

Rükni ak'vai hayatoldukça abi canfeza
Payidar olsun bu te'sisi muhabbet üstüyar

Bi bedel tarihi caridir lisam luleden
Oldu bu ceşme mülakate ne dicu vadiaar (1316)



sırtımızı Alman Çeşmesi nin kapısına döndüğümüzde  karşımızda

DİKİLİTAŞ


Dikilitaş ilk olarak Mısır firavunu III. Tutmosis tarafından MÖ 15. yüzyılda yaptırılmış ve Karnak tapınağının yedinci pilonunun güneyine dikilmişti. Roma imparatoru II. Constantius MS 357 yılında dikilitaşı tahtta bulunuşunun 20. yılı onuruna Nil ırmağı üzerinden İskenderiye şehrine getirtti. Daha sonra, MS 390 yılında imparator I. Theodosius dikilitaşı gemi ile İstanbul'a getirterek Hipodrom'da şimdiki yerine diktirdi.[1]
Dikilitaş kırmızı Asvan granitinden yapılmıştı ve orijinal yüksekliği 30 m idi. Ama ya nakliye sırasında ya da şimdiki yerine yerleştirilirken alt bölümü tahrip olduğu için bugünkü yüksekliği 18,45 m'dir (kaidesi ile birlikte 24,87 m). Ağırlığı yaklaşık olarak 200 ton'dur.
ŞARK MEKTUPLARI kitabının sahibi Lady Montagu, 1718 tarihindeki mektupların birinde şunları yazmıştır: Bu taş, murabba şeklinde yontma taştan bir ayak üzerine mevzu dört sütun üzerinde duruyor. Taşın iki ayağında Kabartma olarak bir muharebe ve bir meclis resmi var. Diğer ikisinde ise Rumca ve Latince şunlar yazmaktadır:
Kuzeybatı cephesi
18. sülaleden Yukari ve Asagi Mısır’ın sahibi 3. Tutmosis, Tanrı Amon’a kurbanını sunduktan sonra Horus’un yardımıyla bütün denizleri ve nehirleri hükmü altına alarak hükümdarlığının otuzuncu yılı bayramında bu sütunu daha nice zamanların getireceği bayramlar için yaptırdı ve dikti.
Kuzey cephesi
Gizli ve kutsal ismin her tecellisine mazhar olan tanrı Amon’a kurbanını büyük bir acz içinde sunduktan sonra, ondan yardımlar dilenerek güneyin dostu, dinin nuru iki tacın (Aşağı ve Yukarı Mısır) sahibi, kudretli hükümdar ülkesinin sınırlarını Mezopotamya’ya kadar götürmeye azmetti.
Güneydoğu cephesi
Güneşin doğduğu sırada sahip olduğu altın renkleri dünyaya yayan Horus’un verdiği kuvveti, serveti, kuvvetli sevgi, saygıyı taşıyan ve Aşağı ve Yukarı Mısır’ın tacına sahip olan ve bizzat Güneş tarafından seçilmiş olan firavun, bu eseri babası Ra için yaptırdı.
Güney Cephesi
"Tanrı Horus’un lütfuna mazhar olan ve Güneş’in oğlu unvanını taşıyan Aşağı ve Yukarı Mısır’ın hükümdarı olan firavun, kudret ve adaletle bütün ufuklara nur saçtı. Ordusunun önüne geçti. Akdeniz’de dolaştı, bütün dünyayı mağlup etti. Sınırlarını Naharin’e kadar yaydı. Mezopotamya’ya azimle gitti, büyük savaşlar yaptı".
Dikilitaşın kaidesinde yer alan yazılarsa Doğu Roma İmparatorluğunda adet olduğu üzere Grekçe ve Latince yazılmış.
Grekçe yazı bir anlatıcı ağzından şöyle diyor
Devamlı bir suretle yerde duran bu taşı dikme cesaretini İmparator Theodosius gösterdi ve yardımına Proclus çağrıldı. Bu şekilde otuz iki günde yerine dikildi.
Latince metinse taşın ağzından yazılmış
Önceleri direnmiştim; fakat yüce efendimizin emirlerine itaat ederek, yenilen tiranlar üzerinde zafer çelengini taşımam gerekti. Her şey Theodosius ve onun kesintisiz sülalesine boyun eğiyor. Bana da galip geldiler ve reis Proclus’un idaresi altında otuz günde yükselmeye mecbur oldum.
ve çemberle çevrili alanın toprak boyu eskideki toprağın boyudur.



Yine Dikilitaş’ın mermer kaidesinin 2 yanında kabartma süslemeler bulunmaktadır. Bir yanda Sütun’un İstanbul’a getirilişi ve Sultanahmet meydanındaki hipodrom içine dikilişi; diğer yanda ise meclis ya da senato resmedilmiştir.

“Kabartmaların bir
yüzünde yarım daire şeklinde bir kemerin altında oturur vaziyette dört figür bulunmaktadır; içlerinde en iri olanı imparator Theodosius, solundaki Batı Roma İmparatoru II.Valentinianus, sağında oğlu Arkadius ve onun yanında da en küçük oğlu Honorius yer alır. Oturdukları yerin altında ise eğilmiş olarak karşılıklı iki yönde imparatora yönelmiş Persler ve Germenler bulunmaktadır. Giyimlerine göre solda sivri başlıkları olan dört kişi Perslerden, sağ taraftaki pelerinli dört figür Germenlerdendir. Ellerinde imparatora sunmak üzere getirdikleri hediyeleri tutmaktadırlar. Diğer yüzde ise imparator Kathisma’da bu kez ayaktadır ve elinde birinciye vereceği çelengi tutmaktadır.”




Meydanda baya vakit geçirdik ama orada oturup bir kahve içmek etrafı doya doya izlemek isterdim..malum vakit kısıtlı olunca tadı damağımızda kalacak şekilde oldu ama tabi bununla kalmayacak inşallah :) çünkü eksik kalanlar oldu.mesela meydanda ki Türk ve İslam Eserleri Müzesi (İbrahim Paşa Sarayı),Çukurçeşme(Sultanahmet Meydanı nın haçları) ..bidahaki sefere artık :)










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...