11 Ocak 2014 Cumartesi

VAZGEÇMEDİM...

 

 
 
"Gönlüm gibi tarumar, yârim gibi ağyar olma Tac Mahal!
Derdimi anla, yâr gibi ağla,
Onun gibi uzak durma!
Toprak almış olsa da onu
Sen her daim gece ve gündüz; gündüz ve gece al yâdına!
Bu aşkı inkâr etme,
Etmeye çalışana ettirme!
Hangi kul âşıklık dilerse senden
Onu önce ayrılıkla sınama!
Yâdında kalsın bir tutam gül kokusu, bir damla gül suyu!
Yâr ki güldür, kıymet bileni ağlatma
Gözündeki bir damla yaşa kıyma!
Ey Mümtaz Mahal'im!
Saçlarını tarama güne karşı,
Dudaklarını kırmızıya çalma güneşe karşı!
Gözlerine sürme çekme geceye karşı!
Sen her daim güzel, her daim Khurram'sın!!
Sarayımda Mümtaz Mahal, yeryüzünde Tac Mahal olduğun gibi cennette de yerin Mümtaz Mahal olsun."





7 Ocak 2014 Salı

EY SEVGİLİ! EY RUHUMUN EŞİ!

 
 

 
 

 

 
 
 
Ey Sevgili...
Ey yüreğimin en derin yeri!
gönlümün mihrabı,
kısa  ömrümün ebedi mihmahı
servetim,seyrine aleme gözlerimi ama eylediğim..
yar bilip gölgesine yaren olduğum
sen ki hangi cihana padişah, hangi divana şahsın şu gönlüme olduğun kadar...

Ey Sevgilim!
Ey dünyada ki Kevserim!
Uğruna bin yıl yalnızlık çektiğim,
dört mevsim zemheri yaşadığım,
elim,ayağım,dilim,dilşahım
yolunu yol bildiğim,peşinde iz sürdüğüm,
nice imtahanlar geçirdiğim,nice dar ağaçlarında can verdiğim,

Ey Sevgilim!
Ey sevgisine seslendiğim!
beni ayağını bastığın yerde iz eyle
beni gelişi güzel söylediğin söz eyle,
beni kapındaki taş eyle
Ey yar beni parmaklarından toprağa damlayan su eyle
tek seni gözlerimden mahrum eyleme..
istemediğin yazgın yazgım olsun
gönlünü hoş etmeyen her dert gönlüme yoldaş olsun
saçının karası bahtım,
yüreğinden geçeni önüne getirmek ahtım olsun..

Ey Tahirim!Ey Keremim!Ey Ferhatım!
ben sana ne Zöhre ,ne Aslı, ne Şirinim
ben ki sana onların sevdasında olmayan karayı getirdim.
Mevlam vermiş sevdayı onlara, karasını, zuhuratını bana 

Ey Yar!Ey Firdevs !Ey Adn yüreklim!
Mevlam seni kul eylemiş yoluna
benide kul yapmış kuluna
bir nazarın, bir gülüşün uğruna
benim ömrümüde bahşeylemiş sana...

                                                                             EDA TAĞRAP
                                                                         Sevgili EŞİME ithafen
                                                                            07.01.2014\01.30
         
                                                                                


4 Ocak 2014 Cumartesi

NEDEN ZEYTİN AĞACI...ZEYTİN AĞACINDA Kİ SIR...



     Zeytin ağacı,4000 yıl öncesine dayanan birçok efsaneye konu olmuş bir ağaçtır.dünya üzerinde yetişen ve yetişmekte olan bütün ağaçların ilki olduğu söylenmektedir.

     Zeytin ağacı toprağa dikildikten sonraki 5 yıldan itibaren 150 yıl boyunca mahsul verir
Zeytin ağacı, çok özel bir ağaçtır. 1000 yaşına kadar yaşayabilir. 3000 yaşında zeytin ağaçları bulunduğu, bazı araştırmacılar tarafından ifade edilir. Zeytin ağacının uzun yaşamı, yapraklarındaki, oleuropein maddesine dayanır. Bu madde, zeytin ağaçlarını, hastalık ve zararlılardan korur. Ayrıca yapraklarından çıkan kalsiyum elenolaten maddesi, zararlı virüs, bakteri ve mantarları yok eder.Zeytin ağacının yetiştirilmesi ve bakımı oldukça zordur. Ama zeytin ağacı, insanoğlunun bu emeğinin karşılığını cömertliğiyle öder…




     Zeytin,kutsal kitaplarda ve birçok efsanede yazılmıştır.cennette iki tane ağaç olduğuna inanılır.bir tanesi incir ağacıdır gerçeği temsil eder,diğeri ise hayatı temsil eden zeytin ağacıdır.islamiyette zeytin dünyanın ekseni,zeytin dalı ise Hz.Peygamber'in sembolü olarak kabul edilir..kutsal çünkü tanesinden elde edilen zeytinyağı,nur misali ışık kaynağını,Hristiyan inanışına göre tufandan sonra biten ilk ağaç zeytin ağacıdır.tanelerinden elde edilen yağ öyle değerli ki,Yahudi krallar gibi Hristiyan rahiplerin de onunla kutsandığı biliniyor.efsanelere göre roma İmparatorluğu'nda zeytin hayatın anlamıdır.
Eski Mısır’da dini ayinlerde arınmak amacıyla zeytinyağı kullanılmış olup Firavunların mezarına zeytinyağı koymuşlardır.

Romalılarda kutsal ekmeğin saklandığı mihrabın aydınlatılmasında zeytinyağı kullanımı şarttı. Yahudilerin Antlaşma sandığı da zeytinyağı ile kutsanmıştır. Yetki güç ve bilgeliğin simgesi olarak kralların başına sürülmüş bu gelenek günümüzde Avrupa krallarının taç giyme törenlerinde hala sürdürülmektedir.

Antikçağ'daki olimpiyat oyunlarında zafer kazanan atletlerin başına zeytin dalından taçlar takıldığını ise hepimiz biliyoruz.Herkül 'ün silahı da zeytin dalındandır.

Kur’an ve İncil’de zeytin sözcüğü birçok kez geçmektedir. Kuranı Kerimde zeytinin incirle birlikte Allah ın insanlara bir hediyesi olarak Sina Dağı’na cennetten indirildiği yazmaktadır. Yine Kuranı Kerimde birçok defa zeytin üzerine yemin edildiği görülmektedir ve zeytin mübarek bir meyvedir..

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir. (Nur Suresi, 35)

Zeytin ağacı İncil'de kutsal bir bitki olarak geçer. Hz.İsa Peygamberin gökyüzüne çıktığı Zeytin Dağı'nın eteklerindeki "Gethsemane Bahçesi"nde bulunan 8 büyük zeytin ağacının Hz.İsa'nın çarmıha gerilirken dualarına, göz yaşlarına ve ölümüne tanık olduğu, İncil'de yer almaktadır. Bugün halen zamana meydan okuyan bu ağaçlardaki zeytin tanelerinin Hıristiyanlara Hz.İsa'nın göz yaşlarını hatırlattığı söylenmektedir.Hz.İsa'nın çarmıha gerildiği haç bile zeytin ağacındandır. Hıristiyan inanışında ise İsa’ya peygamberlik bu dağda verilmiştir.Musevilerde Mesihin Zeytindağı üzerinden Kudüse geleceğine inanılır.
Hz.Davut,Abşalom'dan kaçarken Kudüs'ün doğusundaki Zeytin Dağı'nın yamaçlarına tırmanmıştır.

İslam inanışında Sırat köprüsü Haram al-Sharif ile Zeytindağı arasında kurulacaktır.Yahudiler ahirette kurulacak olan sırat köprüsünün de zeytin dağı ile Mescid-i Aksa arasına kurulacağına inanıyor.


Zeytinle ilgili geliştirilen bir rivayet de şöyledir…
Hz Adem öleceğini hissettiğinde oğlu Şit’i Allah tan tüm insanları affetmesini dilemesi için cennete gönderir. Cennetin bekçiliğini yapan melek Şit’e Bilgi Ağacından 3 adet tohum verir. Babası Âdem öldüğünde bunları babasının ağzına koymasını ve ağzından çıkarmadan gömmesini söyler. Şit babası ölünce meleğin dediğini yapar. Üç meyveyi Hz Âdem’in ağzına yerleştirerek defneder. Tabor dağına gömüldükten bir süre sonra mezarda üç ağaç yeşerir. Biri selvi biri sedir diğeri ise zeytindir.

Yine bir başka efsane… Zeytin ağacı günlerden bir gün Ege kıyılarını gezerken, yorulup gölgesinde oturan Homeros’un kulağına şöyle fısıldadı: “Herkese aitim ve kimseye ait değilim. Sen gelmeden önce buradaydım ve sen gittikten sonra da burada olacağım.” Gerçekten de öyle oldu. yüzlerce yıl hatta binlerce yıl varlığını sürdürebilir.

Tufan sonrasında, etrafta hayat belirtisinin olup olmadığını öğrenmek isteyen Nuh Peygamber, güvercini salıverdi. Beyaz güvercin bir süre sonra gemiye, yeniden doğuşu simgeleyen bir zeytin dalıyla döndü. O günden bugüne, zeytin dalı taşıyan beyaz güvercin, barışın simgesi haline gelmiştir.

Barışın ,kutsallığın,aşkın,yaşamın,bilginin,asaletin,arınmanın,adaletin,ölümsüzlüğün ve her ölüme yaklaştıkça yeniden dirilişin simgesidir.geç büyüsede kolay kolay ölmez..bu yüzdendir ki kabir başlarına da dikilir,kabirde yatana karşı duyulan saygıyı,sevgiyi,aşkı,kutsallığı,aslında onun ölümsüz olduğunu temsil eder..

sizinde bu dünyada dikili bir zeytin ağacınız,sevdiğinize verdiğiniz bir zeytin dalınız olsun..


 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...