9 Ocak 2013 Çarşamba

TELEVİZYON DENEN ACI GERÇEK...GECENİN SESSİZLİĞİNDE Kİ SES..

bir şeyler yazmak istiyordum ama ne ??düşünüyordum.aslında en çok söyleyeceklerim gece dile gelir benim..bazende en suskunluğum ses verir..az önce Bilal Erdi Yıldız arkadaşın  insanların kitap okuma alışkanlığının olmadığını yazarak yakındığını okudum..
    evet kanayan ,acısı hissedilmeyen bir yara..
aslında bu yaranın acısından hepimiz nasiplenmiş ve nasiplenen ve nasiplenecek bir  toplum haline gelmişiz..ve hala uyanamadık,farkına varamadık..sonu kangrenleşecek bir yara..7 den 70 şe bir ekran müptelasıdır almış başını gidiyor.aslında 7 geç bile,çünkü toplumumuzda'' televizyona bakarak,televizyonun sesinde uyuyor diyerek bebeklerini ,televizyon demeyi bile bilmeyen o minicik melekleri o canavarın karşısına yatırıp işlerine güçlerine bakan anneler var''.acı ama gerçek!!!akrabasını ,komşusunu tanımadan dizilerdeki artis,oyuncu,karakter,şarkıcı vs.onları tanıyıp,taklidini yapan çocuklar..artık büyükler için ne söylesem ,ne desem yeri olur bilemiyorum..
öyleki iş yerinde,misifarlikte, telefon görüşmelerinde,otobüste vs ..heryerde.''eee ne oldu sonu..kim kimi öptü..o ne dedi...öldümü..''ve ardı arkası kesilmeyen meraklı sorular,anlatımlar..malesef bu böyle..misafirliğe gidilen bir evde bile, misafir ayakabısını çıkarıp içeri geçer geçmez'' ya bizim dizi vardı başladımı bi ac..''
tv karşısına geçince adeta cephanelikte nöbet tutan bir asker gibi dikkat kesiliyoruz..zamanım yok ,hiç vaktim yok diyen bizler savuruyoruz zamanı...aaa gerçi haksızlık yapmayayım reklam araları var onları çok iyi değerlendiriyoruz bak..bi koşu tuvalete,bi koşu çoçuğun yanına,bi koşu mutfağa hani bu arada aile efradını yada mideni memnun edeceksin ya..zaman geçip gitmiş..o dizi senin ,bu sinama benim saat gece yarısı olmuş..yine uykusuz ,iyine yorgun bir beden, yine yorgun bir beyin....gelde verimli ol sabaha...
ya çocuklar...ya çocuklar...
anne babaların farketmeden,yada onların görmesine aldırmadan gördükleri şeyler..sex içerikli,şiddet içerikli,kötü ahlak içerikli..ne ararsan..daha ailesinden eğtimini almadan ,doğrumu yanlışmı bilmeden öğreniyor         herşeyi..görmüş ya o da dudağından öpüyor artık bebeğini,görmüş ya oda çubuk krakerini sigara gibi tutmaya başlıyor,görmüş ya oda arkadaşına eliyle ateş ediyor,görmüş ya annesi babası bunları izliyor..
hadi şimdi temiz bir toplum ,tertemiz bir gelecek düşle...ergenlerimizi sanata yönelt,bilime,ilime,geleceğe yönelt..evet artis,manken,şarkıcı,olmak istiyor..olsunlar ama olabileceklerini bilsek...ne hikmetse her dizide hanlar, hamamlar ,konaklar, ağalar, beyler, fakir kız zengin erkek,zengin ama mutsuz kız fakir oğlan..Türkiyem benim...her şey güllük gülistanlık mı??hayır ama bilmiyor, batılaşmayı argo sayan yeni yetmeler...şimdi sokaklarda erkeklerin ağzından değil kızların ağzından küfrün her çeşidi dökülüyor..okul evden kaçış yeri artık..sonra anne babalar koşa koşa öğretmenlerin yanına ''hocam ya elimizden gelen herşeyi yapıyoruz,yemiyoruz yediriyoruz,giymiyoruz giydiriyoruz,bir dediğini iki etmiyoruz,niye böyle anlamadık gittii'' anladın mı şimdi ey yurdum insanı..
  önceden belgeseller vardı her kanalda..hatta rtük ten ceza aldıklarında tüm gün belgesel yayınlarlardı...her halde belgesel tutkunluğum ordan geliyor..pazar günleri en sevdiğim çizgi flmi izlemek için erkenden kalkıp işitme engelliler haber bültenini izlerdim..niye mi çünkü ondan sonra yayınlanırdı Uçan Kaz  :) yaramazlığımı Heidi den :) mutlu olmayı her daim başarabilmeyi Polyana dan almışımdır :) nerde öyle kumanda elimizde olacak..yıl başı geceleri tv de dansöz çıktığında bile kanal değiştirilirdi hemen görmeyelim diye..Zeki Müren,Müzeyyen Senar ,Emel Sayın en favori izlenen ,dinlenen sanatçılardı.ve vazgeçilmezimiz Hababam Sınıfı..gerçi hala izliyorum...siyah beyaz televizyonumuz vardı ,arada bir vurmak gerekirdi yayın gelsin diye :)şimdi bile gülüyorum :)canak anteni vardı diyeceğim tabi inanmayacaksınız ,inanmayın :) çatıda anten vardı,ve hemen hemen her akşam bir kişi çatıda ,aşağıdaki ses''sağa çevir,olmadı sola,yok yok sağa,dur dur kımıldatma öyle kal...''işte  televizyon kültürü buydu bizde...kitaplarımız sağolsun hep kütüphaneden di..her hafta sonu en büyük etkinliğimiz ,sosyal faliyetimizdi kütüphaneye gitmek..ve fotokopi çektirmekten  çok yazardık ödevlerimizi...arkadaşlardan ödünç kitap alırdık okumak için sürekli,okuduğumuz romanları bile kaybolmasın,zarar görmesin diye kaplar etiketlerdik..yeterki okuyacak kitabımız olsun..şu sözü hiç unutmadım''99 sayfalık bir kitabı okursun  9 unu alırsın 90 nını atarsın..''işte böyleydi ve hala böyle bizde kitap okumak...
     NOT:  İstisnalar sakın darılmasın,üstüne alınmasın...artık hayatın acı gerçekleri bunlar..

2 yorum:

  1. İnternet kullanımı yaygınlaştıkça sınalgı izleyenler veya izlenen saatler azalıyor galiba.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. doğru ama ..al birini vur ötekine..

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...